8 Temmuz 2014 Salı

Hasan Korkmazcan: "Kumpasta TBMM görevini yapmalı"

Hasan KORKMAZCAN
Kumpasta TBMM görevini yapmalı
TBMM eski Başkanvekili Korkmazcan, “Siyasi sorunlar siyasi araçlarla çözülür. Kumpas davalar konusunda görev Meclis’e düşmektedir” dedi.
ANKARA- TPB Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan, kumpas davalar konusunda TBMM’yi göreve çağırdı. Gündeme dair çok önemli açıklamalarda bulunan Korkmazcan açıklamasında “Siyasi sorunlar siyasi araçlarla çözülür’’ diyerek ‘’kumpas davalar” konusunda görevin TBMM’ye düştüğünü söyledi.
TBMM Eski Başkanvekili Hasan Korkmazcan açıklamasında şu görüşlere yer verdi: 'Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy ve benzeri siyasi davaların, itirafçıların deyimiyle birer kumpas, tertip ve komplo' olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Bu itirafları destekleyen maddi kanıtlar, resmi raporlarla sabit hale gelmiştir. Bu durumda, bu davalarda yargılanmakta olan veya haklarında kesinleşmiş hüküm bulunanların suçsuzlukları, kamuoyunda tartışılmaz konuma dönüşmüştür.
Sürecin, mağdurların ihlal edilen hakları dışında, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk yargısının ve Türk Ordusunun itibarlarına bir saldırı olduğu da açıklığa kavuşmuştur. Geride kalan hukuka aykırı uygulamalar safhasının, Türk Devletine yönelik çok yönlü bir saldırının yargı eliyle yürütülmesi olduğundan artık kuşku duyulamaz. Böyle bir saldırının, sanki ortada normal işleyen bir yargı süreci varmış gibi değerlendirilmesi kabul edilemez. Mağdurların şahsında, onların mensup olduğu kurumlar ve esas olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti tertip hedefi yapılmıştır. Uygulamaların hukuk dışına çıkmasından beri ve özellikle Sayın Haberal'ın tutuklandığı günden itibaren, konunun, TBMM tarafından ele alınması ve yasama tasarruflarıyla soruna çözüm bulunması gerektiğini ifade ettim.
TBMM Başkanı, Başbakan ve sırasıyla 3 Adalet Bakanı ve muhalefet liderlerinin değerlendirmeleri, aynı ortak noktada buluşmaktadır: 'Davalar kirli bir siyasi tertiptir.' Bu şartlar altında, siyasi sorunların siyasi araçlarla çözülmesi ilkesi çerçevesinde yasama araçlarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Türk Milletinin, TBMM'den acilen beklediği çözüm, ülkemize ve devletimizin kurumlarına yönelik bu karanlık saldırının durdurulmasıdır. Saldırı mağdurları hakkındaki tutukluluklar, yargılamalar ve yargı hükümleri ortadan kaldırılmalıdır. İkinci olarak bütün mağdur vatanseverler kesintiye uğrayan görevlerine iade edilmeli ve onların mesleki ve kişisel zararları tazmin edilmelidir.
Üçüncü olarak bu karanlık tertiplerin iç ve dış failleri ve işbirlikçileri cezalandırılmalıdır. Sorun artık adliye koridorları ve mahkeme salonlarında sonlandırılamayacak, bir milli felaket haline gelmiştir. Hiç kimse Türk Milletinin duyarlılığını başka amaçlar ve hesaplar için kullanmaya kalkışmamalıdır. Beklentilerin aciliyeti, başka suçların örtülmesi heveslerine yol açmamalıdır. Vatanseverleri rehine konumuna getirerek paralel çıkarlar aranmamalıdır. Hukuk içi çözüm görüntüsü altında, yasadışı tertiplere, hukuki kılıflar ve meşruiyet değerleri yüklenmeye girişilmemelidir. Milletçe gözümüz, itiraflarla hesaplaşılması kaçınılmaz duruma gelen 'kumpas sürecinin' üzerindedir. Beklemiyoruz, 'derhal çözüm!' diyoruz. Sonra Türk milleti benzer felaketleri bir daha yaşamamanın önlemlerini alacaktır.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, Hasan Korkmazcan, Yaşar Okuyan ve Hakan Bayrakçı Panelde konuştu.

Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, Hasan Korkmazcan, Yaşar Okuyan ve Hakan Bayrakçı Panelde konuştu.
Ankara Barosu YASA İZLEME Enstitüsü " Siyasi Temsil sorunları paneli " düzenledi. Enstitü tarafından düzenlenen “Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Mevzuatı Çerçevesinde Türkiye'de Siyasi Temsilin Sorunları " konulu panel, Ankara Barosu Eğitim Merkezi'nde gerçekleşti.
Enstitü Başkanı Avukat Dr. Mehmet Savaş Özdağ’ın açılış konuşması ile başlayan panele, Anadolu Strateji Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr. Gökhan Çapoğlu, SONAR Merkezi Başkanı HakanBayrakçı, Türk Parlamenter Birliği önceki başkanlarından Hasan Korkmazcan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski bakanlarından Yaşar Okuyan katıldılar.
Panelistler, mevzuat çerçevesinde partilere devletçe yapılan yardımda ve iller bazında çıkarılan milletvekilleri sayısında büyük eşitsizlik bulunduğunu, seçmenin algısını çok etkileyen % 10 seçim barajının hiçbir ülkede uygulanmadığını, hükümet üyelerinin geçmişte kendi meclis guruplarında siyasi hesap vermesine ilişkin uygulamanın, bugün artık monoloğa dönüştüğünü, seçimlere şaibe düşürecek şekilde seçmen sayısında nüfus kayıtları ile desteklenmeyen çok ciddi artışın olduğunu, seçimlerin güvenliğini tehdit eden bu durum karşısında seçmenlerin oylarına sahip çıkması gerektiğini vurguladılar.( AL -PHA- Ankara Barosu Yas İzleme Enstitüsü Derleme ) (REF: BAŞKENT, Ankara: 24 Aralık 2013 Salı - 16:30)



5 Haziran 2014 Perşembe

Merkez’de tecrübeli aktörler sahaya iniyor, Hüseyin Hakkı Kahveci - ANAYURT

Merkez’de tecrübeli aktörler sahaya iniyor (1)2
Hüseyin Hakkı KAHVECİ, 07 Mayıs 2014 Çarşamba
Maalesef, Merkez Sağ’ın marka isimleri bugün farklı mekânlarda kalabalıkları coştururken ya da sessiz kalırken atı alan Üsküdar’ı geçiyor. Bugünden itibaren Ankara ve Türkiye’nin her tarafında çok önemli olgunlaşmış bir süreci yazama gereği duydum.
2013 Haziran ayından itibaren bazı eski milletvekilleri, kaldı ki bunlar Çaplı, Korkmayan ,Candan adamlar. Bundan önceki yıllarda siyasette genel başkanlık dahi yapmış isimlerde Haziran’dan itibaren bir hareketlenme başlamıştı.
Yani ismini telaffuz etmediğim isimler Teyyare isimler değil.
Siyasette marka olmuş isimler. Kaldı ki bu isimlerden bazıları DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ı kongreden önce davet ettiler. Hatta Çetin Açıkgöz’le bizzat görüştüler. Yani DYP genel başkanıyla. Uyardılar. Hatta ve hatta seçimin sonucunun Sıfır olacağını söylediler.
Genç ve yakışıklı olmak siyasette pirim yapmıyor. Siyasette birikim ve hareket pirim yapıyor.
Gelinen noktada isimlerin oluşturduğu çok güçlü halka, AKP’nin sahaya saldığı isimlerin “Yeni parti kuruyoruz” muhabbeti ile Merkez oluşumu pasifize etme girişimi başarıya ulaşamadı.
Çünkü bahsi geçen yirmi beş kişilik ana kadronun tamamı bizatihi açıklamaları gündem olan siyasi forvet diyebileceğimiz isimlerden oluşuyor.
Bu isimlerin içerisinde Sol cenahtan, Merkez Sağ kanattan, Muhafazakâr yapıdan, Merkez ve Liberal yapıdan çok önemli isimler yer alıyor.
Mesela açık ve net söyleyeyim. Muhalefete 30 Mart Seçim avansı veren hareketin ana kadrosu, eğer seçimlere girmiş olsaydı, Antalya, Mersin, Adana, Yalova gibi AKP, CHP ve MHP’nin aldığı illeri öyle az farkla değil, büyük bir farkla alırdı. Başka bir şey daha söyleyeyim. Ana kadro en aşağı büyüklü, küçüklü yüze yakın ilçenin belediye başkanlığını kazanırdı.
Ama şunu dediler.”30 Mart Seçimleri Milat Olacak. Muhalefete bu şansı veriyoruz. Sonra kimse kalkıp demesin… Ayağımıza çelme taktılar.”diyerek destek verdiler. Bu konuda Yalova ve Adana örneğini yüzde yüz hareketin bu illerde muhalefete verdiği destekle seçimin sonucunun bu şekilde çıktığını teyit edebilirim.
Hareketin beyin takımında yer alan isimleri AKP adına pasifize edilmek için başlarına da Prof unvanı olan ve on iki yıldır AKP saflarında yer alan isimler tarafından pasifize operasyonu yapılmaya çalışıldı. Fakat AKP’ye yakın isimlerin hesap etmediği tek şey “Siyasete Dönmesi Muhtemel İsimlerin zekâ yönünden karşı taraftan daha zeki olmalarıydı. Biliyorlardı ki oyalanarak pasifize edilecek ve AKP’nin önünde oluşabilecek engeli kaldırma amacı güdenler vaatte bulunu-yordu.” Efendim merkez oluşum falan, filan muhabbetini yemediler.
Şimdi Demokrat Parti veya Doğru Yol Partisi veya diğerleri bu çatıya çağrıldıkları halde maalesef gerek görmediler. Binde Sıfır oy oranlarıyla seçimden çıktılar. Hala başarılı olduklarını söylü-yorlarsa bu züldür.
Ve DP ‘li Muhtar Mahramlı’nın ,Demokrat Zafer’de ;Yekta Yaktı’ya verdiği röportajı okudum.Mahramlı bir çok şeyi doğru söylemiş.Fakat Uysal’ın 2011 Haziran seçimlerinde DP’den neden milletvekili adayı olmadığını söylememiş.Ya da kendisinin,ya da bugünkü DP ‘ye binde sıfır çektiren kadrosunda yer alanların…
Muhtar bey umarım bunlara da cevap verir. Fakat inanmak ne kadar önemliyse başarmak o kadar önemlidir. Başına koyacak olduğun adamın yani Lider olacak kişinin yaptığı açıklamalara bakarsa Mahramlı bey, görecek ki Nevval Sevindi’nin söylediği gibi Gargara yapılıyor.
Merkez’de çatının adresi mevcutlar değil. Yeni bir adres (2)
Hüseyin Hakkı KAHVECİ, 08 Mayıs 2014 Perşembe
Binde sıfırlık oylarıyla çatı biziz diyerek gezenlere gülüyorum. Çatı sizseniz o zaman neden binde sıfırsınız? Cevap veremezler. Merkezi çökerten isimler sözde merkezde toplanma çağrısı yapıyor. Onlar bu çağrıyı yaptıkça Merkez’İ işgal etmiş olan AKP iktidar olmaya devam eder.
DYP ve ANAP’ın geçmişteki en büyük hatası milletvekili olarak parlamentoya soktuğu isimlerdir.
Şöyle bakalım; Cemil Çiçek TBMM Başkanı olarak siyasi hayata Anavatan Partisinde başladı. Aynı şekilde Abdülkadir Aksu, Vecdi Gönül gibi isimler bugün nerede? AKP’deler ve AKP’nin kurucuları arasında yer aldılar. Peki, bu isimlerin geçmişinde siyaset yaptıkları yerden farklı olarak AKP’de ne vardı ? Bana göre artı hiçbir şey yok. Fakat kendilerini 1980’lerde Merkez Sağ, Milliyetçi veya derin devlet diye konumlandırarak bugün hala o sıralarda oturuyorlar.
Adlarını duymaktan, yüzlerini görmekten bezdik. Fakat onlar hala oralarda siyaset erbabı olarak oturmaktan bıkmadılar.
Sahi bugün DYP ‘de milletvekilliği ve bakanlık yapmış ona Köksal Toptan, Hasan Sağlam gibi isimler veya Meral Akşener, Celal Adan, Sümer Oral, Bahattin Şeker gibi isimlere Merkez Sağ neyi vermedi? Hepsini bakan yaptı. Bir laf vardır. “Sizleri Adam eyledi” diye, bugün neredeler?
Menfaatleri neredeyse oradalar. Boş insanların hala siyaset sahnesini boşa işgal ettiği yerdeyiz.
Ayıbın daniskası burada başlıyor. İnsana sorarlar? Hani sen merkez sağdın? O da cevap verir. Biz gömlek değiştirdik.
Dün yazımda belirtmiştim. Merkez sağ, ortanın solu veya sol,sağ kavramları artık bitmiştir. Tek bir kavram kamıştır. O da Milli Veya Gayri Milli.
Bu kavramın oturacak olduğu yer Merkez’dir.
Bugünlerde Türkiye genelinde devam eden hummalı çalışma kısa bir süre sonra bir deklaras-yonla Türkiye’ye açıklanacak.Her kim gayri milli cephede yer almışsa ben gömlek değiştirdim diyerek Milli cepheye dönemeyecek. Tabi yapılan ihanetlerin hesabı kişinin kendisinden sorulmasa bile çocuğundan, torunundan bir gün elbet sorulur. Hayat böyle rövanş veriyor.
Yolsuzluk ve rüşvetin artık Günah Ve Suç olmadığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Rüşvet ve yolsuz-luğun adı kimine göre havuz oldu. Kimine göre ise himmet. Bu toplum 2002 ‘ye kadar uygarlaşmaya çalışırken şimdilerde kabile kanunlarının geçerli olduğu örneğini Yemen, Somali,Sudan’da göreceğiniz şekilde yönetilmeye çalışılıyor.
Hukuk adı altında kurumsallaştırılan onlarca yılın birikimi çöpe gitmiş. Hukuk artık kendi kendisini yargılama noktasına gelmişken, Türkiye için zaruret Muhalefetin yapamadığını yapacak Yeni Bir Muhalefetin bugün için oluşmasıydı. Şimdi bu oluyor. Kimse kalkıp şunu demesin. Efendim MHP barajı geçemezse, iyide geçtide ne oldu? Kürsülerden konuşmak millete çözüm olmuyor. MHP bu haliyle bu kadar yaşanana rağmen Sağ seçmen dediğimiz kitleye kendisini kabul ettiremiyor.
Ya CHP, bunca muhalefete ve argümana rağmen sonuç CHP içinde maalesef. Seçimden önce ekranlarda sandık başında yüz binleri diktiğini söyleyen MHP ve CHP sandık başına kimi diktiğini fark edememiş.
Benim oyumu koruyamayan, bu mücadeleyi veremeyen muhalefeti ne yapayım. 2015 Genel seçimlerine kadar Muhalefet boşluğunu dolduracak, 2015 genel seçimlerinde iktidara alternatif olacak Merkez ‘in açıklanmasına çok az kaldı. Maalesef muhalefete ve iktidara bugünden sonra Yeni muhalefet çok fazla pirim vermez. Benden söylemesi. Muhalefete verilen on iki yıllık avansın sonucu bu. Kaldı ki siyasetin büyüklerinin rahatsızlığı her ne kadar AKP’dense bile en büyük rahatsızlıkları muhalefetin başarısız olmasında.
Ülkeme hayırlı olsun. (ANAYURT: 07/08 MAYIS 2014) 

23 Mayıs 2014 Cuma

CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN ÇATI ADAY HASAN KORKMAZCAN; BAŞKENTLİLER HABER, MEHMET AKYOL

CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN ÇATI ADAY HASAN KORKMAZCAN
Çatı aday olarak bazı isimler üzerinde duruluyor. Öne çıkarılmak istenen adaylara bakıyorum da her birinin ayrı ayrı özellikleri ve güzellikleri var. Ancak bazı defolarının da olduğu muhakkak... Bu iddialar cazibelerinin kaybolmasına neden oluyor. 
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN YENİ İSİMLER TELEFFUZ EDİLMEYE BAŞLANDI
ÇATI ADAY HASAN KORKMAZCAN MI?...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması hemen hemen kesinleşti. Durum böyle olunca CHP ile MHP’nin ortak aday çıkarma zorunluluğu da netlik kazanmış oldu.
Bu durumda muhalefet partileri ortak aday bulup çalışmalarını birlikte yürütmeyip, her parti kendi adayını gösterme gibi bir denemeye girişme teşebbüslerinin tehlike yaratacağı konusunda hem fikir olmuş durumdalar, çünkü R.Tayyip Erdoğan’ın ilk turda kazanabileceği ihtimali söz konusu.
Bu ihtimal göz önünde bulundurularak , ortak aday bulma konusundaki tereddüt ortadan tamamen kalkmış gibi görünüyor.
Peki bu çatı aday kim olabilir?..
Bu konuda birçok aday adı ortaya atıldı ama, son 24 saatte çok önemli bir isim ortaya çıktı… Bu aday TBMM Eski Meclis Başkanlarından Hasan Korkmazcan.
Şayet bu isim üzerinde karar kılınırsa Korkmazcan’ın kazanma ihtimali oldukça yüksek görünüyor.
Korkmazcan ile ilgili olarak bazı yazarlar önemli veriler ortaya koymuş durumdalar. Bunların başında ise ünlü gazeteci Güneri Civaoğlu ve Gazeteci-Yazar Mehmet Akyol geliyor.
İşte bu iki yazarın Hasan Korkmazcan ile ilgili değerlendirmeleri :
Güneri Civeoğlu’nun konu ile ilgili makalesi
Çatı aday adayı Korkmazcan
12 Mart Asker Muhtı-rası TRT 13.00 haberlerinde okunmuş.
Yüzde 50’nin üzerinde oyla iktidara gelen AP iktidarı bu muhtırayla noktalanıyor.
Başbakan Süleyman Demirel ve arkadaşları görevlerini kurulacak asker yönetimindeki yeni hükümete bırakacak.
Nihat Erim hükümetine...
O gün Millet Meclisi’nde muhtıra tam okunacak ki...
Sessizlik içinde bir ses yankılanıyor:
“Meclis kürsüsünde o muhtıra okunamaz...”
Mırıltılar...
450 milletvekili içinde tek itiraz...
Tek tepki...
Tek protesto.
Ses Hasan Korkmazcan’ın.
AP’den kopanların kurduğu Demokratik Parti Denizli milletvekilidir.
Mırıltılar uğultusunda bir kez daha tepkisini tekrarlar.
Fakat...
Zamanın ruhunda “emir, demiri keser...”
Demokrasiyi de.
Muhtıra kürsüden okunur.
Hasan Korkmazcan siyaset tarihimize bu dik duruşuyla şerefli bir sayfadır.
YA DİĞER MİLLETVEKİLLERİ?
Hep merak etmişimdir.
“Salonda bulunan 450 milletvekili birden ayaklansaydı.
O muhtıra Millet Meclisi kürsüsünden okunamaz.
Salonu terk ediyoruz.
Muhtıranın hükmü yoktur diye olayı protesto etselerdi.
Ne olurdu?”
..............................
12 Eylül darbesinden sonra 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e sormuştum:
“Sizin yönetime el koyduğunuz gün dönemin Başbakanı Süleyman Demirel sizi ve bildiride imzası olan diğer komutanları emekliye ayıran bir kararnameyi imzalayarak, bakanlara da imzalatarak Cumhurbaşkanı vekili İhsan Sabri Çağlayangil’e gönderseydi...
AP Senatörü olan Çağlayangil çok büyük olasılıkla kararnameyi tereddütsüz imzalardı.
Hukuken emekliye ayrılmış olurdunuz.
Böyle bir durumda ne yapardınız?”
Hiç düşünmeden cevabını vermişti.
“Ok yaydan çıkmıştı artık.
Geriye dönüş yapmazdık.”
2014 ÇANKAYA ÇATI ADAYI
Siyaseti iyi bilen, güvendiğim dostlarla konuştum.
MHP’nin önerdiği ve CHP’nin de “varız” dediği ortak/çatı “Cumhurbaşkanı” adayı olarak Hasan Korkmazcan’ın adını telaffuz ettiler.
Hem CHP’nin, hem MHP’nin “çatıda ve tabanda” örtüşebilecekleri isimlerden biri.
Siyasette ağırlığı olan, demokrasiye cesaretle sahip çıkmış, hukuk kökenli, Meclis başkan vekilliği yapmış Hasan Korkmazcan adını bir kenara yazın.
Yıllar içinde ismi unutulmuş olabilir. Ama...
İki partinin arkasında olursa şu iletişim çağında kısa sürede güncellenir.
Mehmet Akyol’un konu ile ilgili makalesi
Cumhurbaşkanlığı için uzlaştırıcı aday: 
Hasan Korkmazcan mı?..
Çatı aday olarak bazı isimler üzerinde duruluyor. Öne çıkarılmak istenen adaylara bakıyorum da her birinin ayrı ayrı özellikleri ve güzellikleri var. Ancak bazılarının defolarının olduğu da muhakkak. Bu iddialar cazibelerinin kaybolmasına neden oluyor.  



Pek tabii ki bu isimler üzerinde durup onların eksik ve fazlalıklarını siyaset terazisinde tartacak değilim. Ancak son birkaç gündür öyle bir çatı aday ismi ortaya atıldı ki hem CHP kabullenebilecek, hem MHP ve hem de kamuoyu…
Cumhurbaşkanlığı için o çatı adayın adı Hasan Korkmazcan..
Her şeyden önce şu gerçeği vurgulamakta yarar mülahaza ediyorum.. Sayın Başbakan cumhurbaşkanlığına aday olacaktır. Kazanır veya kazanmaz o konuda bir mütalaam olmayacak. Ancak ben, sayın başbakanın karşısına ortak aday olarak Hasan Korkmazcan’ın gösterilmesi halinde zorlanacağını düşünüyorum.
Çünkü Hasan Korkmazcan çok özellikli bir insan.
Her şeyden önce sayın Korkmazcan;
1-    Uzlaştırmacı bir kişiliğe sahip ki bu çok önemli zira her kesimden, hatta AK Parti’lelerden bile rahatlıkla oy alabilir.
2-    27 Mayıs ihtilalinden sonra ihtilalcilere karşı mücadele veren-baş kaldıran- genç öğrenci  liderlerinden biriydi. 1969 seçimlerinde Meclise giren en genç milletvekili oldu ve  TBMM’de tam 4 dönem görev yaptı.
3-    Herkesin bilincinde yer etmiş bir durumu var Korkmazcan’ın: 12 Mart Muhtrası verildiği gün TBMM’de darbecilere karşı baş kaldıran, kafa tutan tek milletvekili olmuştu.
4-    1982 Anayasası’nın ıslah çalışmalarında baş rol oynadı ve özellikle STK’larla yapılan çalışmaları yürütüp daha sonraki Anayasa değişikliklerine esas olan demokrasi paketinin sulh içinde sağlanmasında büyük katkısı oldu.
5-     1995’te yapılan değişiklikteki çalışmalarda da yine O en etkili isim oldu.
 6-   1995-1999 yılları arasında ( o kritik 4 yıllık dönemde ) TBMM Başkan Vekili olarak görevini en iyi şekilde îfa etti. Ve o zaman Uyum Komisyonu Başkanlığı’nı üstlenip başarılı bir şekilde icra etti. Birbirine zıt partilerin oluşturduğu 94-95 döneminde TBMM’de uyum kanunlarının oy birliği ile çıkmasında etkili oldu. Bu vesile ile inisiyatif kullanma hünerini en iyi şekildi ortaya koymuş oldu. Bu arada aynı dönemde 9.Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanına defalarca vekalet etti. Bu başarılarının sonucudur ki, yılın siyasetçisi ve en genç parlamenter ödüllerini aldı.
     8-  Senelerce Türk Parlamenterler Birliği’nin Genel Başkanlığı ve Avrupa Parlamenterler Birliği görevlerinde bulundu ve bu süreler zarfında bir çok konuda milli davaların sözcüsü oldu.
   9-   En önemlisi de Hukukçu kimliğinin yanında aynı zamanda İmam Hatipli olması cumhurbaşkanlığı adaylığı için kamuoyunda bir avantaj olarak görülebileceği düşünülüyor.      ( Biliyorsunuz sayın Başbakan bu özelliğini en iyi şekilde kullanıyor. )
    Ancak, sayın başbakana oranla Hasan Korkmazcan’ın bazı özellikleri var ki aday gösterilmesi halinde kendisini zirveye taşımaya yetip artacaktır, şöyle ki;
a-    Üstün özelliklerle mücehhez bir tecrübesi var.
b-    Sabırlı ve çabuk kızmayan bir insan.
c-    Kibirli değil, kızmasını beceremeyen, dirençli ve metanetli bir insan. Ancak söz konusu memleket ve millet meselesi olunca, demokrasi ve insan hakları söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir karakter yapısına bürünmesini bilen bir şahsiyettir.
d-    Öylesine bir kültüre sahiptir ki bunun sonucu birçok kültür ve sanat kurulundan, üniversitelerden ve sivil toplum kuruluşlarından çeşitli ödüller almıştır.
e-    Ses tonu yumuşak, yüz siması sempatik; en önemli özelliklerinden birisidir. Yani ne sayın başbakan gibi uzun boylu ne de kısa görünümlüdür.
f-    Medyatik özelliğinin yanında bu camiada gazeteci olarak yıllarca görev yapmış bu mesleğini en iyi şekilde icra ederek kamuoyuna önemli hizmetler sunmuştur.
Sizin anlayacağınız saymakla bitmeyen özellik ve güzelliklere sahiptir Korkmazcan.

Şayet CHP – MHP, diğer partilerle birlikte sivil toplum kuruluşları, halk kitleleri  Hasan Korkmazcan  üzerinde mutabakat sağlarlarsa sayın Başbakan karşısında zorlu bir rakip görmüş olacaktır .

22 Mayıs 2014 Perşembe

KÖYLERİMİZ SÖNMEYEN OCAKTIR

KÖYLERİMİZ SÖNMEYEN OCAKTIR
          Biyolojik türümüzün bireyi, insanlık değerleriyle donanınca “İnsan” olur.
          İnsanlık değerlerinin en üst, en temel, en baş ve en olmazsa olmaz değeri ahlaki değerlerdir. Ahlaki değerlerin olmadığı bir insanlık yapısı düşünülemeyeceği gibi, insanlık yapısı oluşmadan insandan söz edilemez. Ahlak, insanın insanlıkta var olması kanunudur.
          Onun için Son Peygamber, “Ben yüce ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyurmuştur. Demek ki bütün resuller, nebiler, öncü ve olgun insanlar “mekarimî ahlak” yolunun rehberleridir.
          Türkler, ahlak ve insan kavramlarının ayrılmazlığını 7000 yıl önce, inanç ve bilinçlerinin yansıması olarak kayalara kazmışlardır: IYI Y IIY (Öntürk yazısı, sağdan sola okunur: EL ESİS EL ESİLİS)
          Yani: Halkı düşüneni halk düşünür.
          Türkler tarihin hiçbir döneminde puta tapmadıkları için Tanrı’ya bağlılıklarını ahlaki davranışlarıyla gösterdiler. Ahlaki değerlerden beslenen insanlık anlayışlarıyla kendi yönetimlerini ve başka kavimlerle ilişkilerini sürdürülebilir kalitede bütün dünyaya yaydılar.
          Zulümle ve zulmün sürüleştirdiği azgınlarla mücadelelerinde hep etik ilkeleri, en önemli dayanak noktası olarak gördüler.
          Ocaklar, obalar, köyler yedi iklimde yaşatılmış kentler ve başkentler ahlaklı bir toplumun parıltılarını yeni çağlara taşıdı.
          50 yıl öncesine kadar bizim kültürümüzün kendi kendine yeterli, yerleşim birimi köylerimizdi. Türk kültürü adına tarihin kaydettiği ne varsa, bir canlı değerler müzesi gibi köylerimizde yaşıyordu.
          Bugün de aynı çok yıkıcı küresel saldırılara karşı köylerimiz koruyucu, geliştirici, dönüştürücü ve yaşatıcı özelliğini savunmaktadır.
          Son yapılan bozucu siyasi saldırılar, tarihimize ve sosyal yapımıza aykırı düzenlemeler bu gücü ortadan kaldıramayacaktır.
          Köylerimiz kendi kimliklerini, muhtarlıklarını, meydanlarını, meralarını, derelerini, çiçeklerini ve türkülerini koruyacaklardır.
Atalarından miras kalan değerlere saldırılar karşısında, köylerimiz direneceklerdir. Bu Türkiye özelinde bir insanlık sorunudur ve etik değerler uğruna üstlenmemiz gereken bir görevdir.
          İnsanlıkta yaşamak için insanlığı savunmak bilinci, bizim ahlak ölçümüzdür. Türklerde bunun en kadim sahnesi, obasından odasına, yaylasından türküsüne, ağıtından şenliğine köydür.
          Köylerimiz yeniden ebediyen yaşama şartlarına kavuşacaktır.
          EL ESİS EL ESİLİS EKİZİS