Vatan Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vatan Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2016 Cuma

STAR Gazetesi, Yazar: Ahmet KEKEÇ "Ordu millet el ele mi?" - 04 Ağustos 2016


Ordu millet el ele mi?

12 Mart darbesini hatırlıyorum. İlkokul üçüncü sınıf öğrencisiyim. Radyodan “Silahlı Kuvvetler Bildirisi” okunuyor. Bunun ne anlama geldiğini yıllar sonra idrak edeceğim. 
Henüz siyah-beyaz bir Türkiye... Ya da bana siyah-beyazmış gibi geliyor.
Babam, saatlerce radyo başında oturur, pür dikkat, ajans haberlerini dinlerdi. “Ajans” korkutucu bir sözcüktü. Kesik kesik düdük sesiyle (ajans anonsuyla) birlikte kalabalık evimize bir sessizlik çökerdi.
Sonra efsane “Deniz Gezmiş” haberleri; şurada görüldü, burada kıstırıldı, son anda kaçtı, vs...
İnsanüstü bir varlıktan söz edilirmiş gibi gelirdi bana; denizlerde gezebilen, alt edilemez, ele geçirilemez bir masal kahramanı. Muhafazakâr evimizdeki imajıyla korkutucu bir kahraman ama...
Sonunda yakalanacak, idam edilecek ve “insan”a dönüşecektir.
Evimize giren tek gazete Tercüman’da “ordunun kurtarıcılığına” ilişkin haberler... Kırgın gülümsemesini gizleyemeyen devrik Başbakan Süleyman Demirel... Siyah gözlüklü ürkütücü Memduh Tağmaç. Ve siyah gözlüklü başka adamlar. İsmet Paşa’nın
karşılıksız ve mesnetsiz salvoları. Kara Orkun. Eski Bir Pehlivan Anlatıyor. “Anahtar Deliği”nde muhtıra kulisleri... “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?” Ali Elverdi Paşa anlatıyor. Muhsin Batur’un uçakları... Kızıldere...
E-muhtıra döneminde düşünmüştüm:
Demirel TSK’nın muhtırasına direnseydi ne olurdu?
Muhtıra açık darbeye dönüşür müydü?
Demirel’in muhtıraya direnme şansı “galiba” yoktu. Şartlar müsait değildi. Sivil alanı hâlâ devlet örgütlüyordu. AP milletvekili Hasan Korkmazcan’ın, sonradan “âdeme mahkûm edilecek” haysiyetli çıkışını saymazsanız, muhtıraya karşı en küçük bir çatlak ses duyulmuyordu.
Memleket meselelerine kafa yormaya başladığım yıllarda, geriye dönük okumalarımda gördüm ki, muhtıra anında “destekçisini” bulmuş.
Müttefikimiz Amerika desteklemiş. (Çünkü U-2 casusluk uçuşlarına izin verilecek, haşhaş ekimi yasaklanacaktır.)
Senatörler, milletvekilleri, Halkevleri, yüksek mahkemeler, sendikalar, dernekler, fırıncılar, hamamcılar, overlokçular, son ütücüler desteklemiş.
Sokaklarda sonuç almaya çalışan namlı “sosyalistlerimiz” desteklemiş.
Hasan Cemal’in arkadaşları desteklemiş.
Demirel alt edildikten sonra, muhtıranın, “sosyalist devrime” evrileceğini düşünüyorlardı belki de... İlhan Selçuk böyle düşünüyordu. Belki de gizliden gizliye Muhsin Batur’un uçaklarını
kolluyordu. 
Sonradan Meclis üzerinde alçak uçuş yapacak o uçaklar, Faruk Gürler’i Cumhurbaşkanlığı koltuğuna, ülkeyi de “özlenen ufuklara” taşıyacaktı.
Hayır, Meclis’e bomba yağdırmayı düşünmemişlerdi.
Darbeciydiler ama melun değillerdi.
O slogan, darbeyle muhtıra arası bir “şey” olan ama ne olduğu tam anlaşılamayan 12 Mart’ta karşımıza çıkmıştı ilk: “Ordu millet el ele...”
Darbeye ortak arama, suçu “millet” üzerinden meşrulaştırma çabasından başka bir şey değildi...
Bize militarizmlerden militarizm beğendiren o slogan “15 Temmuz girişimi”nden sonra yeniden tedavüle sürüldü.
İlkinden farklı olarak, bu kez ordu bir şeylerin “ortağı” ilan ediliyordu. Ortada melun bir darbe girişimi vardı ve millet tarafından bastırılmıştı. Bir “başarı” söz konusuydu yani. Bu başarıdan, emir-komuta düzenine uygun davranmayarak girişimin akim kalmasına yol açan ordumuz da pay almalıydı.
Böyle mi bakmalıyız?
Hasis davranmak istemem ama bence yerli yerine oturmayan bir şeyler var. Birtakım kuşkular, soru işaretleri... Bu “başarı”ya ortaklar aramak, o soru işaretlerini izale etmiyor ne yazık ki...
Hem, arkaik militarist bir slogan olmaktan öte nedir ki “ordu millet el ele?” 
Bana sorarsanız, yeni dönemin sloganı “milletin ordusu” olmalı. Ordu da, buna uygun davranmalı!

27 Nisan 2015 Pazartesi

Erzurum'da Vatan Partisi'ne Katılanlara Rozetleri Takıldı;

VATAN PARTİSİ'NE KATILANLARA, DÜZENLENEN TÖRENLE ROZET TAKILDI...

ROZETLERİ, VATAN PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HASAN KORKMAZCAN TAKTI 
Erzurum'da Vatan Partisi'ne katılanlara düzenlenen törenle rozet takıldı.
Tufan Düğün Salonu'nda düzenlenen programa Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve TBMM eski Başkanvekili Hasan Korkmazcan ile partililer katıldı. Korkmazcan yaptığı konuşmada, "1980 sonrası hareketlenen ve özellikle 2000 yılından sonra işgal hareketi gibi gelişen, milletimizin bütün değerlerini tartışma konusu haline getiren bir siyasetuygulaması ile karşı karşıyayız. Türkiye bugün Türkiye'de üretilmiş, tartışılmış ve proje haline getirilmiş zihniyetle yönetilmiyor. Tam aksine Türkiye okyanus ötesinden, dışarıdan bir takım mihraklar tarafından hazırlanmış projelerle yönetilmektedir" dedi.
Korkmazcan, "Son yıllarda PKK ne istedi ise onu bir ay sonra, 2 ay sonra CHP Genel Başkanının beyanatları izlemiştir. Arkasından o beyanattan cesaret alıp, nasıl olsa muhalefet de bunu istiyor diye AKP iktidarının getirdiği kanun teklifleri Meclislere sunulmuştur. Bugünkü durum el birliği ile ortaya çıkarılmıştır. Şimdi karşımızda demokratik rejim yok. Türkiye'de demokratik rejim uygulanmıyor" diye konuştu. Konuşmanın ardından partiye yeni katılanlara rozetleri takıldı. - ERZURUM (22 Mart 2015 Pazar 15:55)